“Sinemada bir öyküyü anlatırken, ancak başvurulacak başka bir yol kalmadığında, diyalog kullanılmalıdır”
Alfred Hitchcock
1-DİYALOG NE İŞE YARAR
- Film öyküsünü ilerletir.
- Seyirciye olaylar hakkında bilgi verir.
- Karakteri ve duyguyu ortaya çıkartır.
- Çatışma ve dram yaratır.
- Her karakter için farklı bir ses ortaya koyar.
- Esprili tavrıyla seyirciyi eğlendirir.
- Karakterin ruh halini ortaya koyar.
“İyi bir senaryo hiç diyalog olmadan da (öyküsünü) anlatabilmelidir.”
David Mamet
2-SIK YAPILAN HATALAR
- Çok kısa yazın. Asla iki-üç satırdan uzun yazmayın. Hollywood kuralıdır; bir diyalog 6-8 kelimeden fazla olmamalı.
- Bütün karakterler aynı şekilde konuşmasın. Diyaloglar, karakterin büyüdüğü yerin, yetiştiği kültürün özelliklerini yansıtsın. Kimin konuştuğunu sadece kurduğu cümleden, kelime seçiminden ve ritminden ayırt edebilmemiz lazım.
- Her konuşan karakterde yazarın sesini duymayalım.
- Her şeyi diyalogla açıklamaya çalışmayın. Sahnenizi önce hiç diyalog kullanmadan anlatmaya çalışın. Ancak gerekli olduğunda diyalog kullanın. Tembel senaristler her şeyi diyaloglarla açıklamaya çalışır. Siz görüntü ile anlatmaya çalışın. Ne kadar az diyalog, o kadar iyi. Billy Wilder’ın anlattığı o meşhur asansör sahnesi bu duruma iyi bir örnektir. Bir karı-kocanın ilişkisindeki heyecanın ve aşkın tamamen bittiğini anlatmak için 10 sayfalık bir tartışma sahnesi yazabilirsiniz. Ancak Wilder bunu yarım sayfalık görsel bir dehayla çözer: Karı-koca asansördedir. Koca kafasında şapkasıyla durmaktadır. Asansörün kapısı açılır, içeri güzel bir kadın biner. Koca anında şapkasını çıkarıp kadına gülümser. Karısı ise kocasından bir adım uzaklaşır. Bu tek bir saniyelik eylem, sayfalarca sürecek diyalogdan çok daha fazlasını anlatır.
- Hollywod’un (On-The-Nose) dediği tarzda diyalog yazmayın: Karakterler akıllarından geçen her şeyi hiçbir nüans veya alt metin olmadan doğrudan söylemesinler. Dümdüz konuşmasınlar.
- Alt Metin kullanın: En güçlü diyaloglar, karakterlerin düşündükleri her şeyi doğrudan söylemedikleri, kendilerini korumak adına kelimelerin arkasına saklandıkları diyaloglardır. Karakter doğrudan “A”yı söylerken, “B”yi kastedebilir. The Godfather filmindeki meşhur “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım” cümlesinde Karakter fiziksel bir iş teklifinden bahsetmektedir, ancak alt metinde yatan şey apaçık bir ölüm tehdididir.
- Belirli bir yörede geçen bir film yazıyorsanız sakın şive yazmayın. Şive ile yazılmış bir senaryoyu okumak çok zordur. Siz yöreyi belirtin, repliklerinizi yazın, oyuncu yörenin şivesini çalışsın ve şiveyi o yapmaya çalışsın. Siz değil.
- Diyalog inandırıcılıktan uzak olmasın. Gerçekçi olsun. Fakat bu sizi yanıltmasın. Günlük hayatta kullandığımız gerçek konuşmalar son derece sıkıcıdır. Günlük hayatta konuşurken düşünmeden konuşuruz. Çoğunlukla konudan konuya atlar, sonra bu konuya nereden geldik deriz. Senaryoda bu tarz diyaloglar yazılmaz. İyi diyalog, Günlük konuşmayı taklit eder. Fakat zekice düşünülmüştür. Gerçekçi hissiyatı veren, son derece öz, keskin, amaca yönelik ve rafine edilmiş bir illüzyondur.
- Durağan replikler yazmayın. Karakterlerin replikleri tenis maçındaki bir top gibidir. Karakterin biri servis yapar, diğeri hemen karşılık verir, topu diğerinin sahasına gönderir. Karşılıklı atışmayı izlemek keyif verir.
- Neden çatışmanız yok. İyi diyaloglar çatışma içerir.
- Uyduruk çatışma yazmayın: Karakterleri motive eden net bir arzu veya engel olmadan, sırf sahnede çatışma çıkarmak için tartışmasınlar. Motivasyonları doğrultusunda çatışsınlar.
- Sahneniz sadece diyaloglardan oluşan, sineması ve oyunu olmayan bir sahne mi? Atın o sahneyi.
- Monolog yazmayın. Monolog izlemek oldukça sıkıcıdır.
- Karakter isimlerini seyirciye öğreteyim diye sürekli isimle hitap ettirmeyin. Gerçek hayatta insanlar birbirleriyle konuşurken her cümlenin sonuna karşı tarafın ismini eklemezler. “Haklısın Nuri… Ben de öyle düşünüyorum Nuri… Nuri demiş miydim Nuri?” Karakter isimlerini ilk sahnelerde vermek önemli ama sürekli yaparsanız sıkarsınız.
- Bir karakter diğer karaktere sakladığı bir şeyi açıklayacaksa ne olur bunu durağan bir sahnede yapmasın. Açıklamayı bir aksiyonun içine yedirin. Kadın adamın bebeğini taşıdığını ona açıklayamamıştır. Salonda otururken açıklayacağına, kötü adamlar üstlerine kurşun yağdırırken açıklasın. Karakterler bir yandan canlarını kurtarmak için oradan oraya atılırken bir yandan da bu meseleyi kavga ederek konuşsunlar.
- Her karakterin kendine has bir kelime hazinesi, konuşma ritmi, tekrar lafları ve hatta kendine özgü küfürleri olsun.
- Lütfen karakteriniz -çoklu kişilik bozukluğu yaşamıyorsa- kendi kendine konuşmasın. Türk dizilerinde sürekli kendi kendilerine konuşan karakterler görüyor olmamız sizi yanıltmasın. Kendi kendine konuşan karakter tembel senarist çözümüdür.
- Yine Türk dizilerinde sık gördüğümüz bir hata; karakteriniz seyirciye ders vermesin. Didaktik olmaktan kaçının. Filminizin, dizi bölümünüzün önermesi neyse seyirci bunu izlediği hikayeden çıkarsın. Karakterinizin söylediği replikten değil. Karakterlere slogan attırmayın.
- Sıkıcı olmayın. Diyalogların arasına iyi bir şaka, parlak bir metafor, çarpıcı bir benzetme yerleştirin. Seyircinin duygularına hitap ettiğiniz kadar beynine de hitap edin.
- Zaten gösterdiğiniz bir şeyi bir de diyalogla açıklamaya çalışmayın. Bir yeşilçam kuralı olan “film hem göze hem kulağa hitap etmelidir” artık geçerli bir kural değil. Seyirci eski seyirci değil. Filmlerle birlikte seyirci de değişti. Daha zeki bir seyirciye film yapıyoruz.
- Radyo Replikleri Kullanmayın. Televizyon ve sinema görsel bir mecradır. Seyircinin ekranda zaten gördüğü bir eylemi karakterin ağzından bir kez daha anlatması hatasına radyo repliği denir. ‘laaan! Adamın elinde kocaman bir silah var! Seyirci zaten silahı görüyor. Neden bir de replikle anlatıyorsunuz?
- Diyalog senaristin dilinden değil, karakterin dilinden olmalıdır. Siz konuşmayın, karakteriniz konuşsun.
- Oyuncunuzu Parantez İçleri ile sabote etmeyin. Yazar, oyuncunun yerine oyunculuk yapmaya çalışarak her repliğin başına parantez içinde duygusal direktifler (öfkeyle, sinsi bir gülümsemeyle, yavaşça başını sallayarak, hüzünle vb.) vermemeli. Mümkün olduğunca az kullanın. Oyuncuyu ve yönetmeni yönetmeye kalkmayın.
- Kötü diyalog, seyirciye bir diyalogla her şeyi açıklamaya çalışan diyalogdur. Aşağıda bi örneğini bulacaksınız.
EV / İÇ / GÜN
Elif ağlayan küçük kardeşine sarılır ve onu teselli eder…
ELİF
Ağlama kuzum, annem ve babam öldükleri için başımıza gelmeyen kalmadı. Babamın ortağı hisselerimizin üstüne yatıp şirketi ele geçirdi. Evimize haciz geldi. Bize ne akrabalarımız sahip çıktı, ne de komşular. Çocuk yaşta sokakta kaldık. Aç kaldık. Her şeyimizi yitirdik. Ama umudumuzu yitirmedik.
Örneklerine filmlerde ve dizilerde sıkça rastladığımız bu repliğin en büyük sorunu bir replikle karakterin tüm geçmişini vermeye çalışmaktır. Hiçbir insan yukarıdaki gibi konuşmaz. Hele de karakterlerin ikisi de aynı acıları yaşamışsa birbirlerine yaşadıklarını hatırlatmazlar. Çünkü ikisi de durumu biliyordur zaten. Bu diyalog, karaktere değil seyirciye söylenmiş bir diyalogdur.
3-İYİ DİYALOGUN PÜF NOKTALARI
- Karakterleriniz arasındaki çatışmaya sebep olan konuyu konuşmaları gerekiyorsa o konuyu konuşmasınlar. Bu çok düz bir anlatım olur ve seyirci için izlemesi keyifli bir sahne olmaz. Bunun yerine tartışmayı başka bir yere taşıyın. Karakterler bir şeyden bahsederken aslında başka bir şeyi ima etsinler.
- Karakterleriniz her şeyi açıklamasınlar. Bir karakter mutsuzsa “ben çok mutsuzum” diyerek ruh halini açıklamasın. Telefonda konuştuğu kişiye “çok mutluyum” desin, fakat o sırada üçer beşer yuttuğu depresyon ilaçlarını göstererek ne kadar mutsuz olduğunu anlatalım. Seyirciye 2 ile 2’nin toplamının 4 olduğunu söylemeyin. Onlara 2 ile 2’yi toplama şansı verin. Sahneyi daha çok seveceklerdir.
- İyi diyalog ya karakterin amacını belirtir. Ya da amacını diğer karakterlerden veya seyircilerden gizlemesi gerekiyorsa gizler. İyi diyalog karakterin motivasyonuna hizmet eder.
- İyi diyalog ya karakteri daha iyi tanıtmamızı ya da öykümüzü bir adım ileri götürmemizi sağlar.
- İyi diyalog karakterler arasındaki ilişki hakkında bilgi verir.
- Sahneye olabildiğince geç girip olabildiğince erken çıkın. Neil Landau’nun modern televizyon yazarlığı için koyduğu en katı kurallardan biridir. Sahnelerinizi konuşmanın tam ortasından başlatın ve sahne sonucuna ulaşıp sönümlenmeden önce çıkın. Senaryoyu bitirdiğinizde her sahneye geri dönün; ilk iki ve son iki satırı silin, sahnenin çok daha dinamik ve hızlı aktığını göreceksiniz.
- İdeal bir senaryoda karakter isimlerini kapatsanız bile kimin konuştuğu sadece diyalog yapısından anlaşılabilmelidir.
- Karakterleriniz “Seni seviyorum” veya “Senden nefret ediyorum” dememelidir. Bunun yerine, alt metni bu duygularla örülmüş, görünüşte çok sıradan bir konu (örneğin akşam yemeğinin tuzu) üzerine tartışmalıdırlar. İzleyici, karakterlerin ne söylediğinden ziyade neyi söyleyemediklerini çözmeye çalışırken hikâyeye ortak olur.
4-DİYALOGLARINI TEST ET
- İsim Kapatma Testi: Yazdığınız senaryodan üç sayfalık bir diyalog sahnesi seçin. Karakterlerin isimlerini bir kağıtla kapatın ve sahneyi baştan okuyun. Repliklerin kime ait olduğunu sadece kelimelerin ritminden, jargonundan ve sesinden ayırt edebiliyor musunuz?
- “Sessiz Sinema” Testi: Sahnenizi yazmaya başlamadan önce, sahneyi sıfır diyalogla, sadece karakterlerin fiziksel eylemleri, bakışları ve beden dilleriyle yazmayı deneyin. Hikayeyi bu şekilde anlatabildiğinizi gördüğünüz an, sahneye sadece ve sadece söylenmemesi halinde anlatının çökeceği o hayati, minimal replikleri ekleyin
- 180 Derece Dönüş Testi: Sahnenizdeki en düz, en on-the-nose repliği bulun (Örnek: “Lütfen beni terk etme”) Bu repliği alın ve tam 180 derece tersine çevirerek yeniden yazın (Örnek: “Evde senin eşyaların yokken odanın ne kadar büyük göründüğünü fark ettim”) Alt metnin anında nasıl derinleştiğini göreceksiniz.
- Diyalog “Törpüleme” Egzersizi: Bitirdiğiniz senaryoyu elinize alın. Her repliğin ilk iki kelimesini (Genellikle kullanılan “Bak”, “Dinle”, “Bence”, “Yani” gibi girizgahlarınızı) silin. Diyaloğun anında daha keskin, dinamik ve vurucu bir ritme kavuştuğunu fark edeceksiniz.
- Egzersiz 4: “Leapfrog” (Sıçrama) Egzersizi: Soru-cevap bataklığından kurtulmak için karakterlerinizin birbirinin sorularına doğrudan cevap vermesini engelleyin. Karakter A bir soru sorduğunda, Karakter B bu soruya:
- Başka bir soruyla cevap versin.
- Tamamen sessiz kalarak fiziksel bir eylem yapsın (örneğin sigarasını yaksın).
- Soruyu tamamen görmezden gelip alt metindeki asıl konuya sıçrasın.
- Sesli Okuma ve Kayıt Testi: Diyalog yazımının altın kuralı, yazılan her kelimenin sesli olarak okunmasıdır. Yazdığınız sahneyi telefonunuza ses kaydı alarak okuyun ya da bir arkadaşınızla replikleri karşılıklı okuyun. Okurken hangi diyaloglar uzun geldi? Hangi kelimeler kağıt üzerinde güzel durmasına rağmen konuşulduğunda yapay geliyor? Hangi cümleler günlük konuşma diline uygun değil? Takıldığınız her yeri silin ve günlük konuşma dilinin organik akışını yakalayana kadar yeniden yazın.
Resul Ertaş